BİLGİLENDİRİCİ METİNLER

 

1. Deneme

Deneme yazısının özellikleri şu şekildedir:

  1. Konu sınırlaması yoktur: Deneme yazısının konusu genellikle sınırlı değildir. Yazar, herhangi bir konuyu ele alabilir. İster kişisel deneyimlerini anlatsın, ister toplumsal bir meseleyi tartışsın, konu seçiminde özgürdür.
  2. Kanıt sunma zorunluluğu yoktur: Deneme yazısında yazar, anlattıklarını bilimsel veya sıkı bir şekilde kanıtlamak zorunda değildir. Bu tür yazılarda kişisel deneyimler, duygusal tepkiler ve düşünceler ön plandadır.
  3. Samimi bir dil kullanılır: Deneme yazısının en belirgin özelliklerinden biri samimi bir dilin kullanılmasıdır. Yazar, okuyucuyla içten bir iletişim kurar ve kendi düşüncelerini paylaşır.
  4. Yazar, kendisiyle konuşuyormuş gibi bir anlatım sergiler: Deneme yazısında yazar, genellikle okuyucuya doğrudan hitap eder gibi bir anlatım tarzı kullanır. Okuyucuyla kişisel bir bağ kurar.
  5. Kişisellik ve kendine özgüllük söz konusudur: Deneme yazısı, yazarın kişisel bakış açısını ve deneyimlerini yansıtır. Her deneme yazarının kendi özgün düşünce tarzını ve kişiliğini yansıtır.

Deneme yazıları, yazarların düşünsel serüvenlerini ve içsel dünyalarını okuyucuya aktardığı eserlerdir. Yazar, deneme yazısı aracılığıyla düşündüklerini ifade eder, okuyucuya çeşitli konularda düşünme ve sorgulama fırsatı sunar. Bu nedenle deneme yazıları genellikle edebi değer taşır ve kişisel gelişimde etkili bir rol oynar.



Örnekler

Yalnız yaşamanın bir tek amacı vardır sanıyorum; o da daha başıboş, daha rahat yaşamak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varacağımızı pek bilmiyoruz. Çok kez insan dünya işlerini bıraktığını sanır. Oysaki bu işlerin yolunu değiştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Bir aileyi yönetmek bir devleti yönetmekten hiç de kolay değildir. Ruh nerde bunalırsa bunalsın, hep aynı ruhtur; ev işlerinin az önemli olmaları, daha az yorucu olmalarını gerektirmez. Bundan başka, saraydan ve pazardan el çekmekle hayatımızın baş kaygılarından kurtulmuş olmuyoruz.

 

Yalnızlık,Montaigne

2. Makale

Makalenin özellikleri şu şekildedir:

  1. Anlatım nesnel bir nitelik taşır: Makaleler, genellikle nesnel bir anlatım tarzı benimserler. Yazar, duygusal veya kişisel bir dil kullanmak yerine daha objektif bir yaklaşım sergiler.
  2. Bilimsel verilerden yararlanılır: Makaleler, konularını desteklemek ve açıklamak için bilimsel araştırmalar, istatistikler, veriler ve kaynaklar kullanır. Bu, yazının güvenilirliğini artırır.
  3. Ele alınan konuyu kanıtlamak esastır: Makaleler, genellikle bir tezi savunmak, bir gerçeği açıklamak veya bir konuyu kanıtlamak amacıyla yazılır. Yazar, iddialarını mantıklı ve somut kanıtlarla destekler.
  4. Gazete ve dergilerde yayımlanır: Makaleler genellikle gazete, dergi veya çevrimiçi platformlarda yayımlanır. Bu tür yazılar, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı hedefler.

Makaleler, bilgiyi paylaşma, bir konuyu derinlemesine inceleme ve okuyucuları bilgilendirme amacı taşıyan önemli yazı türlerindendir. Bu yazılar, genellikle güncel konuları ele alır ve okuyuculara somut bilgi sunar.



Örnekler

Görsel algı ile dil arasındaki ilişkileri gösteren ilk deneyler 1990’larda yapılmıştı. Rochester Üniversitesinde çalışan bir grup araştırmacı, deneklere gösterdikleri farklı görüntülerdeki çeşitli nesnelerin isimlerini söyleyip gözlerinin hareketlerini teknolojik cihazlarla takip etmişlerdi. Bir insanın gözlerini belirli bir nesneye odaklaması yaklaşık 200 milisaniye sürer. Ancak deneyler sırasında insanların isimlerini duydukları nesnelere odaklanmasıysa, telaffuz tamamlandıktan sonra, ortalama olarak 145 milisaniye sürüyordu. Bu durum insanların kelimenin tamamını değil henüz ilk hecelerini duyduktan hemen sonra gözlerini odaklamaya başladığını gösteriyordu. Yine bu çıkarımı destekleyen başka bir gözlem, görüntülerde ismi telaffuz edilen nesneninkine benzeyen başka nesneler olduğunda ortalama odaklanma süresinin uzamasıydı.

Bilim ve Teknik Dergisi

3. Fıkra (Köşe Yazısı)

Gazete ve dergilerde yayımlanan makalelerin özellikleri şunlardır:

  1. Toplumu ilgilendiren güncel olaylar ele alınır: Bu tür makaleler, genellikle güncel olaylar, toplumsal sorunlar veya önemli konular hakkında yazılır. Yazarlar, okuyucuları bilgilendirmeyi, düşündürmeyi veya bir konuyu analiz etmeyi amaçlarlar.
  2. Deyimlere, atasözlerine ve nükteli sözlere yer verilir: Makalelerde yazılanlar daha çarpıcı ve etkileyici hale getirmek için dilin güzelliklerine başvurulabilir. Deyimler, atasözleri veya nükteli sözler, okuyucuların yazının daha çekici ve dikkat çekici olmasına yardımcı olabilir.
  3. Ele alınan konu, kanıtlanmaz: Makaleler genellikle yazarın kişisel görüşlerini veya düşüncelerini içerir ve bu görüşler kanıtlanmak zorunda değildir. Bu tür yazılar, yazarın düşüncelerini ifade etme özgürlüğünü kullanmasına olanak tanır.
  4. Açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanılır: Makalelerin anlaşılması ve okuyuculara aktarılması önemlidir. Bu nedenle, yazarlar genellikle açık, sade ve anlaşılır bir dil kullanır. Okuyucuların yazının içeriğini kolayca kavramasını sağlamak için özen gösterilir.

Bu özellikler, gazete ve dergilerde yayımlanan makalelerin tipik özellikleridir. Bu tür makaleler, toplumu bilgilendirmek, farklı görüşleri tartışmak ve güncel olaylara dikkat çekmek amacıyla yazılır.


Örnekler

Beni etkileyen öyküler, romanlar hep yağmurlu günleri anlatanlardır. Hikâyeler ona göre yazılır.Daha açığı yağmurdur odasında oturup pencereden bakan bir yazara yazdıran. Sıkıntılar, acılar kapının önünde beklemektedir. Dalarsın damlayan gözyaşlarına. Her an canlanır içinde, geçmişte kalmış ama bugüne yetişmek için koşa koşa gelen bir mevsim. Fırtınalı yağmurlar insanı uyuşturur, alır seni geçmişteki bir anıya götürür. Çok severim yağan yağmurda yürümeyi. Islansam da vız gelir. Derken bir bomba gibi patladı Akyaka’nın deli rüzgârı. Ev sarsıldı, ben yerimden oynadım.
İyi oluyor, bazen doğa coşuyor, deliriyor, çıldırıyor ve bizleri de çıldırtıyor. Dertlere dert katan bir güz dünyası bu.

 

 

4. Söyleşi (Sohbet)

Kişisel deneme yazılarının özellikleri şunlardır:

  1. Üslup, oldukça samimidir: Deneme yazıları, yazarın kişisel düşünce ve duygularını samimi bir şekilde ifade ettiği eserlerdir. Yazar, okuyucuyla sanki bir arkadaşıyla sohbet ediyormuş gibi içten bir üslup kullanır.
  2. İlgi çeken konular ele alınır: Deneme yazıları genellikle güncel veya ilgi çekici konuları ele alır. Yazar, okuyucunun ilgisini çekecek bir konuyu seçer ve bu konuyu kişisel bakış açısıyla eleştirir veya analiz eder.
  3. Okuyucuya soru sorularak karşılıklı konuşma havasına girilir: Yazar, okuyucuyla etkileşim kurar gibi yazılarını şekillendirebilir. Okuyucuya sorular sorarak veya düşündürücü ifadeler kullanarak yazının içeriğini daha ilgi çekici hale getirebilir.
  4. Yazar, anlattıklarını kanıtlamak zorunda değildir: Deneme yazıları, kişisel görüş ve düşünceleri ifade etme özgürlüğünü tanır. Yazarlar, anlattıklarını bilimsel veya kesin bir şekilde kanıtlamak zorunda değillerdir. Bu tür yazılarda özellikle yazarın öznel deneyimleri ve düşünceleri ön plandadır.

Kişisel deneme yazıları, yazarın iç dünyasını okuyucuyla paylaştığı, samimi ve özgür bir yazı türüdür. Bu yazılarda yazar, kendi bakış açısını, deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşarak okuyucuyu etkilemeyi veya düşündürmeyi amaçlar.

Asık suratlı insanlardan hoşlanır mısınız desem tabii bana gülersiniz. Zaten ben de biraz gülmeniz için söze böyle başladım. Güler yüze ve gülmeye dair olan bu konuşmayı asık suratla dinlemenizi istemem tabii. Konuşurken söze başladığınız sırada karşınızdakinin kaşlarını çatığını, asık bir suratla sizi dinlediğini görürseniz konuşmak hevesiniz kırılır. Lafı kısa kesip bu tatsız sohbeti bir an önce bitirmeye bakarsınız. Bir de karşınızdakinin sizi güler yüzle dinlediğini, hata araya biraz da tatlı söz karıştırarak sohbete renk verdiğini görecek olsanız konuştukça konuşacağınız gelir.

Eşref Saati,Şevket RADO

Kardeşinizi seviyor musunuz? Bu da soru mu, diyorsunuz. Kardeşini kim sevmez ki?.. Peki, kardeşinizin hayatınızdaki yeri ile ilgili hiç düşündünüz mü? Kardeşiniz; aynı anne babayı, aynı çatıyı, aynı yemeği paylaştığınız ilk arkadaşınız. Onun değerini bilin. Hayat, sevinçleri ve sevgileri paylaştıkça güzel! Kardeşler de bu paylaşımları yapabildiğimiz en önemli kişiler.

5. Hikâye (Öykü)

Hikaye türünün özellikleri şu şekildedir:

  1. Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olaylar ele alınır: Hikayeler, gerçek dünyada yaşanmış veya yaşanabilecek olayları konu alabilir. Bu olaylar, okuyucunun kolayca hayal edebileceği türden olabilir.
  2. Olay örgüsü, şahıs kadrosu, yer ve zaman unsurları belirtilir: Hikayeler, bir olayın gelişimini, karakterlerin ilişkilerini, hikayenin geçtiği yeri ve zamanı ayrıntılı bir şekilde anlatır.
  3. Kısa soluklu eserlerdir: Hikayeler, romanlara veya uzun öykülere göre daha kısa ve öz bir formatta yazılır. Genellikle tek bir ana olay veya tema etrafında dönerler.
  4. Karakter sayısı azdır: Hikayelerde karakter sayısı genellikle sınırlıdır. Ana karakterler ve belirli bir hikaye için önemli olan yan karakterler yer alabilir.
  5. Serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç) bölümlerinden oluşur: Hikayeler, geleneksel bir hikaye yapısını takip eder. Serimde olaylar tanıtılır, düğümde olaylar gelişir ve çözümde olayların sonuca ulaştığı bir nokta bulunur.

Hikayeler, kısa ve etkileyici bir şekilde bir mesaj iletebilen eserlerdir. Okuyucuları hızla olayın içine çeker ve genellikle bir ders veya düşündürücü bir mesaj taşır.

Sermet Bey bir hafta sonra kalabalık ailesiyle köşke taşındı. Halis bir zevk ehliydi. Her gece çalgı çağanak, yemek, içmek, keyif, sefa gırla giderdi. Daima akrabalarından kadın, erkek, dört beş misafiri bulunurdu. Sermet Bey Türkiyeli idi. Fakat Avrupalıların “Gündüz cefa, gece sefa” düsturunu kabul etmişti. Çocukları mektebe giderlerdi. Kızlarını büyük ticarethanelere kâtip diye yerleştirmişti. Karısı kız mekteplerinde piyano dersi verirdi. Evde çalışmayan yalnız yetmiş beşlik annesiydi. O da mutfağa, hizmetçilere, filan bakardı. Yemeğe gece yarısına yakın yerler, yemekten sonra hiç oturmazlar, hemen yatarlardı. Aradan on beş gün geçmedi. Bir gece aşağı kattan bir çığlık koptu. Hizmetçi Artemisya, avazı çıktığı kadar haykırarak yukarı koştu. Arkada, çamların arasında beyaz bir şeyin gezindiğini haber verdi.

– Gözünüze öyle görünmüştür, dediler.

Perili Köşk, Ömer Seyfettin

6. Roman

Gerçekçi roman türünün özellikleri şu şekildedir:

  1. Yaşanmış ya da yaşanması mümkün olaylar ele alınır: Gerçekçi romanlar, gerçek dünyadaki olayları, insan ilişkilerini ve yaşanabilir olayları konu alır. Bu tür, gerçekliğe dayalıdır ve fantastik veya bilim kurgu öğeleri içermez.
  2. Olay örgüsü, şahıs kadrosu, yer ve zaman unsurları belirtilir: Gerçekçi romanlar, genellikle belirli bir yerde ve zamanda geçer. Karakterlerin kişilikleri ve ilişkileri detaylı bir şekilde tasvir edilir. Olaylar, mantıklı bir sırayla gelişir.
  3. Uzun soluklu eserlerdir: Gerçekçi romanlar genellikle uzun ve ayrıntılıdır. Yazarlar, karakter gelişimini, toplumsal temasları ve olayların sonuçlarını derinlemesine incelemeye zaman ayırır.
  4. Karakter sayısı fazladır: Gerçekçi romanlar, genellikle bir dizi farklı karakteri içerir. Bu karakterler, hikayenin farklı yönlerini temsil edebilir ve çeşitli bakış açıları sunar.
  5. Serim (giriş), düğüm (gelişme) ve çözüm (sonuç) bölümlerinden oluşur: Gerçekçi romanlar, geleneksel bir hikaye yapısını takip eder. İlk bölümde olaylar tanıtılır, ardından hikayenin geliştiği ve karakterlerin karşılaştığı zorluklar belirtilir ve sonunda olayların çözüldüğü bir sonuca ulaşılır.

Bu özellikler, gerçekçi roman türünün temel öğelerini tanımlar ve bu türün gerçek dünyayı yansıtmak ve anlamak amacıyla kullanıldığını gösterir.

        Mança ilinin küçük bir köyünde, soylu bir bey yaşıyordu. Bir rivayete göre adı Kesada, diğer bir rivayete göre de Alanso idi… Pek zengin sayılmazdı ama babasından kalan mirası, har vurup harman savurmadığı takdirde, ömrünün sonuna kadar yeterdi. Gösterişi ve lüks yaşamayı sevmezdi. Şatosunda ellisini çoktan geçmiş emektar bir kâhya kadın, her işe koşturan bir uşak ve evde kalmış şapşal bir kız yeğen vardı. Aynı tencereden hem ev halkı hem de kendisi yerdi. Ev halkı dediğimiz de işte topu topu yukarıda saydığımız üç kişi idi. Diğer soylular gibi, burnundan kıl aldırmayan cinsten değildi. Köyün fakirlerine yardım eder, kapıya geleni geri çevirmezdi.

Ahırında cılız bir atı, silahlığında dededen kalma kılıcı, mızrağı, kalkanı ve çengelleri yer yer dökülmüş bir zırhı vardı. Kapısında da sıradan bir av köpeği duruyordu.

Don Kişot, CERVANTES

7. Masal

Masal türünün özellikleri şu şekildedir:

  1. Genellikle tekerleme ile başlar: Masallar, sıkça tekerlemeler veya geleneksel bir başlangıçla başlarlar. Bu, masalın geleneksel bir yapıya sahip olduğunu vurgular.
  2. Her zaman iyiler kazanır, kötüler kaybeder: Masalların tipik bir özelliği, iyilik ve kötülük arasındaki mücadelede iyiliğin galip gelmesidir. Masallarda genellikle kötü karakterler cezalandırılırken, iyi karakterler ödüllendirilir.
  3. Eğiticilik ve öğreticilik esastır: Masallar, genellikle bir ders veya moral içerir. Bu moral, genç okuyucular veya dinleyiciler için olumlu davranışları teşvik etmek veya toplumsal değerleri aktarmak amacıyla kullanılır.
  4. Yer ve zaman unsurları belirsizdir: Masallar, belirli bir coğrafi konum veya tarih belirlemeden anlatılır. Bu, masalların evrensel bir nitelik taşımasına olanak tanır.
  5. Masallardaki olayların gerçekle bir ilgisi yoktur: Masallar, sıklıkla gerçeküstü veya fantastik olayları içerir. Bu olaylar gerçek dünyayla doğrudan bağlantılı olmayabilir.
  6. Olağanüstü özelliklere sahip kahramanlara yer verilir: Masalların kahramanları genellikle olağanüstü yeteneklere veya özelliklere sahip karakterlerdir. Bu karakterler, okuyucu veya dinleyici için ilgi çekici ve hayal gücünü teşvik edici olabilir.
  7. Evrensel konular ele alınır: Masallar, evrensel insan deneyimleri ve duygusal temalar etrafında döner. Bu nedenle, farklı kültürlerdeki insanlar tarafından anlaşılabilir ve sevilirler.

Bu özellikler, masalların genel yapısını ve amaçlarını yansıtmaktadır.



Örnekler

Bir varmış bir yokmuş, Allah’ın kulu çokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur zaman içinde, dünyanın uzak bir yerinde Bit Hatun ve Pire Bey yaşarmış. Bit Hatun’la Pire Bey iyi arkadaşmış ya bir de Tahtakurusu varmış, ona misafirliğe

gitmeye karar vermişler. Fakat Bit Hatun’la Pire Bey ırmağın bir kenarında, Tahtakurusu öbür kenarında yaşarmış. Bit Hatun’la Pire Bey sevinç içinde yola çıkmışlar, eğlene konuşa ırmak boyuna varmışlar. Pire Bey bir zıplayışta geçmiş karşıya. Pire Bey’in bir sıçrayışta karşıya geçtiğini gören Bit Hatun da şöyle bir gerilip sıçramış. Ama sıçradığıyla da ırmağın sularına kapılması bir olmuş. Çırpına çırpına bağırmış Pire Bey’e. Kendisini kurtarması için yardım istemiş. Pire Bey ne yapacağını şaşırmış bir hâlde çalıya koşmuş. Çalıdan çalı alıp Bit Hatun’a uzatmayı, böylece onu çekerek kurtarmayı düşünmüş. “Çalı bana çalı ver. Bit Hatun suya düştü, onu kurtaracağım.” demiş.

Bit Hatun ve Pire Bey

8. Fabl

Fabl türünün özellikleri şu şekildedir:

  1. Kahramanları genellikle hayvanlar ve bitkilerdir: Fablarda insan dışındaki varlıklar, genellikle antropomorfik (insana benzer niteliklere sahip) özelliklerle donatılmış hayvanlar veya bitkiler olarak temsil edilir.
  2. Ders vermek amacıyla yazılır: Fabl hikayeleri, genellikle öğretici bir amacı vardır. Hikayenin sonunda bir ders veya moral çıkarılmasını amaçlar. Bu ders, insan davranışlarına veya toplumsal konulara ilişkin evrensel bir mesaj içerebilir.
  3. Evrensel konular ele alınır: Fabllar, toplumun farklı kesimlerindeki insanların yaşadığı ortak sorunları ve insan doğasının evrensel yönlerini ele alır. Bu nedenle, farklı kültürlerde anlaşılabilir ve değerlendirilebilirler.

Bu özelliklerle birlikte, fabllar sıklıkla metaforlar ve semboller kullanarak insan davranışlarını ve toplumsal konuları yansıtır.


Örnekler

Tavşan ikide bir böbürleniyor:
-Kimse benden hızlı koşamaz, diyormuş. Sonunda kaplumbağa dayanamamış:
-İstersen yarışalım, demiş.
Koşuya başlamışlar. Tavşan epeyce yol aldıktan sonra, “Hıh, o sırtı kabuklu hayvancık sürüne sürüne kim bilir ne zaman sonra bana yetişir?” diye düşünmüş.
-Şu ağacın altına biraz uzanıp dinleneyim, demiş. Uyuyakalmış.
Kaplumbağa ağır yürüyüşü ile yürümüş yürümüş, hiç dinlenmeden yol almış.
Tavşan bir ara gözünü açmış. Bir de ne görse beğenirsiniz, kaplumbağa neredeyse yarışı bitirmek üzereymiş. Hemen fırlamış, rüzgâr gibi koşmaya başlamış. Ama ne çare, kaplumbağaya yetişememiş. Böylece tavşan yarışı kaybetmiş. Aldırış etmemenin cezasını çekmiş. Kaplumbağa ise düzgün adımlarla, durmadan yürüdüğü için yarışı kazanmış.

 

Tavşan ile Kaplumbağa, La Fontaine

9. Günlük: Cumartesi, 6 Mart 1920

Öğle üzeri fakülteye gittim. Doğru Ömer’in odasına girdim. Bitap yatıyordu.
Elini elime aldım. Ter içindeydi. Burnunun delikleri kararmış gibiydi. Nefesi de intizamsızdı. Hizmetçi kadınlara sordum. Gece çok sayıklamış, “Burası hastane değil, tımarhane… Ben Canip’e gideceğim!” demiş. Dalgındı, “Ömer! Ömer!” diye seslendim. Gayet fersiz gözlerle bana baktı: “Tanıdın mı?” dedim. Kendine mahsus çabuk ifadeyle kafasını sallayarak “Canip!” dedi, yine daldı. Kâğıdına baktım: hararet “39,2” şeker litrede 28. Bir müddet bekledim. Sonra tekrar seslendim: “Ömer, konsültasyon günü yarınmış, erkenden gelirim. Artık gideyim mi?” Kafasını salladı “Git, git!” dedi. Yeis içinde ayrıldım.

Ali Canip YÖNTEM

10. Anı: Atatürk ve Yunanlı Tutsaklar

Afyonkarahisar’ın hatlarının çözülmesi sonunda birkaç Yunanlı tutsak, geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmişti. Bunlardan birisi, General’in doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmişti. Yüz, kendisine yabancı gelmediğinden ve üniformasında da hiçbir bellilik görmediğinden kim olduklarını ve rütbelerini sormaya başlamıştı.

– Binbaşı mısınız?
– Hayır.
– Albay mı?
– Hayır.
– Korgeneral mi?
– Hayır.
– Peki nesiniz?
– Ben Mareşal ve Türk Orduları Başkomutanıyım!

Şaşkınlıktan ağzı açık kalan Yunanlı kekeledi:
– Bir başkomutanın savaş hattına bu kadar yakın yerlerde dolaşması işitilmiş değil de!..

General Sherril – Atatürk Nezdinde Bir Yıl Elçilik, 1935

11. Gezi Yazısı: Okland Adası’nın Güzelliği

Okland, yelkenler kenti olarak da anılan, çok güzel bir ada. Burada kişi başına düşen tekne, dünya ortalamasının çok üstünde. Okland, Yeni Zelanda’nın en önemli kentlerinden biri. Denizin temizliği, koyların güzelliği dillere destan. Ayrıca Okland, dünyanın en huzurlu kentlerinden biri olarak da biliniyor.

Eski binalar, asıllarına uygun olarak onarıldığı için kent kuruluş yıllarındaki güzelliğini ve özelliğini yitirmemiş. Yapıları süsleyen demir korumalar, parmaklıklar, balkon korkulukları, pencerelerdeki çıkmalar öylesine ustalıkla yapılmış ki! Her birinde sanki demirden çiçekler açmış.

Kent içinde adım başı park bulunuyor. Ada zaten başlı başına park. Ama yine de beton binaların soğukluğunu kırmak için yerleşim alanlarının çevresi, hep park olarak düzenlenmiş.

Okland Adası, Gülten DAYIOĞLU

12. Mektup

Tarihi Bir Mektup Örneği (İbrahim Şinasi’e Yazılan Mektup)

İşte İbrahim Şinasi’ye yazılan tarihi bir mektup örneği:

11 Şubat 1861

Efendim,

Benim Canımdan Aziz Olan Valideciğim,

Geçenki aldığım mektubunuzda bir yıldan beri hasta olduğunuzu bildirmiş idiniz. Lâkin bundan anladığıma göre, canınızla uğraşır mertebeye gelmişsiniz. Öyle ise efendim, niçin bu zamana kadar bildirmediniz? Eğer bildirmiş olsaydınız tahsilin arkasını alıp şimdiye dek Âsitane’ye (İstanbul) gelirdim; çünkü bundan mukaddem (önce) daha kolaylıklar var idi. Her ne ise şu günlerde işimi bitirmek üzereyimdir.

Eğer hastalığınız pek ağırlaşıyor ise tez bana yazın.

Bu mektup, İbrahim Şinasi’nin annesi tarafından yazılmış ve 11 Şubat 1861 tarihini taşımaktadır. Mektup, annenin oğluna duyduğu endişeyi ve onun sağlığı hakkında bilgi almak istediğini ifade etmektedir. Mektup, o dönemin yazım ve hitap tarzına uygun olarak yazılmıştır ve İbrahim Şinasi’nin annesi tarafından yazılmıştır.

13. Biyografi

Biografi yazıları, herhangi bir alanda ün kazanmış kişilerin hayatını ve başarılarını tanıtmak amacıyla yazılan yazılardır. Bu tür yazıların bazı özellikleri şunlardır:

  1. Üçüncü Kişi Anlatımı: Biografi yazıları, genellikle üçüncü kişi ağzıyla anlatılır. Yani kişinin hayatı, o kişi hakkında yazılmış gibi aktarılır.
  2. Kronolojik Sıra: Kişinin hayatı kronolojik bir sıra içinde sunulur. Doğumundan başlayarak önemli yaşam olayları ve başarıları sırayla aktarılır.

Örnek Biyografi Metni (Turgut Uyar):

Bu örnekte, ünlü şair Turgut Uyar’ın biyografisinden alınan bir bölüm bulunmaktadır. Bu biyografi metni, Turgut Uyar’ın doğumundan başlayarak ailesi, çocukluğu ve hayatının önemli dönemlerini kronolojik olarak anlatır. Turgut Uyar’ın ünlü bir şair olarak tanıtılması amaçlanmıştır. Biyografi yazıları, ünlü kişilerin yaşamlarını ve katkılarını anlatarak okuyuculara daha yakından tanıtmak için kullanılır.

14. Otobiyografi

Kişinin kendi hayatını tanıtmak amacıyla yazdığı yazılardır.

15.Tiyatro

Tiyatro eserleri sahnede canlandırılmak üzere yazılan yazılardır. Bu tür eserlerin bazı özellikleri şunlardır:

  1. Olaylar Sahnede Canlandırılır: Tiyatro eserleri, karakterlerin ve olayların sahnede canlandırıldığı eserlerdir. Seyirciler, karakterlerin diyaloglarını ve olayların gelişimini sahnede izlerler.
  2. Perdeler Hâlinde Oynanır: Tiyatro eserleri genellikle perdelere bölünmüş şekilde sahnelenir. Her perde, olayların farklı bir bölümünü veya gelişimini içerebilir.
  3. Olaylar Farklı Türlerde Olabilir: Tiyatro eserleri komedi, trajedi veya dram gibi farklı türlerde olabilir. Bu türler, eserin temel tonunu ve duygusal içeriğini belirler.
  4. Dramatik Diyaloglar: Tiyatro eserlerinde karakterler arasındaki diyaloglar önemlidir. Karakterlerin konuşmaları, olayların ilerleyişini ve duygusal derinliği aktarmada kritik bir rol oynar.

Örnek Tiyatro Metni (Romeo ve Juliet):

Bu örnekte, William Shakespeare’in ünlü eseri “Romeo ve Juliet”ten alınan bir bölüm bulunmaktadır. Bu tiyatro metni, olayları ve karakterlerin duygusal deneyimlerini dramatik bir şekilde anlatır ve sahnede canlandırılmak üzere yazılmıştır. Shakespeare’in eserleri, tiyatro literatürünün önemli bir parçasını oluşturur.

16. Haber Metni

Haber, toplumu ilgilendiren güncel olayları veya durumları halka duyurmak amacıyla hazırlanan bir yazı türüdür. Haber metinlerinin başlıca özellikleri şunlardır:

  1. Güncel ve Önemli Olmalıdır: Haberler, güncel ve toplum için önemli olayları içermelidir. Haber metni, genellikle son zamanlarda meydana gelen veya hala devam eden olayları konu alır.
  2. Toplumu İlgilendirmelidir: Bir haber, toplumun tamamını ya da önemli bir kısmını ilgilendirmelidir. Haber, genellikle kamusal bir öneme sahip olayları içerir.
  3. İlgi Çekici Olmalıdır: Haber, okuyucuyu veya izleyiciyi etkilemeli ve ilgisini çekmelidir. Başlıklar ve haber metni içeriği haberin ilgi çekmesinde önemli bir rol oynar.
  4. Nesnel Bir Anlatıma Sahip Olmalıdır: Haber metni, nesnel bir dil kullanmalı ve kişisel yorumlardan kaçınmalıdır. Haber, olayları tarafsız bir şekilde aktarmalıdır.

Örnek Haber Metni:

Aydın’ın Kuşadası ilçesinde, dünyanın en büyük uçak batığı özelliğini taşıyacak Airbus A300 yolcu uçağı, dev operasyonla batırıldı. İlginç olayı izlemek için çok sayıda yerli ve yabancı turist bölgeye akın etti.

Aydın Büyükşehir Belediyesi, Kuşadası’nda dalış turizmini cazip hale getirmek için harekete geçti. Aydın Belediyesi İstanbul’da özel bir hava yolu şirketinin uçuştan çektiği Airbus A300 tipi uçağı 270 bin liraya satın aldı. 54 metre uzunluk, 44 metre kanat genişliğine sahip Airbus A300 tipi uçak parçalara ayrılarak 7 tırla geçen 1 nisanda Kuşadası’nın Güzelçamlı Mahallesi’ne getirildi.

Yerli ve yabancı onlarca turist uçağın batırılmasına ilgi gösterdi. Uçağın dalış turizmi için batırılacağını bilmeyen ve yüksek kesimlerden görenler ise “Denize uçak indi” diye ihbarda bulundu.

 

17. Destan

Destanlar, ulusların yaşadıkları tarihi olayları ve toplumsal kahramanlıkları efsanevi ve mitolojik unsurlarla yoğurarak oluşturdukları uzun manzum eserlerdir. Destanlar, genellikle olağanüstü kahramanlar ve olaylarla dolu epik öyküler sunar ve bu kahramanlıkları abartılı bir şekilde anlatır. Bu yazı türü, özellikle milletlerin tarihi ve milli karakteri hakkında derin bilgiler sunar.

Destanların Özellikleri:

  1. En Uzun Yazı Türü: Destanlar, diğer yazı türlerine göre daha uzun ve epik bir anlatıya sahiptir. Bu uzunluk, olayların ve kahramanlıkların ayrıntılı bir şekilde işlenmesine olanak tanır.
  2. Olağanüstü Kahramanlar ve Olaylar: Destanlarda sıkça karşılaşılan öğelerden biri, olağanüstü kahramanlardır. Bu kahramanlar, güçlü, cesur ve olağanüstü yeteneklere sahip kişiler olarak tasvir edilir. Aynı şekilde, olaylar da olağanüstü ve büyüleyici bir şekilde anlatılır.
  3. Kahramanlıkların Abartılması: Destanlar, gerçek tarihsel ve toplumsal kahramanlıkları abartarak anlatırlar. Kahramanların yetenekleri ve başarıları, genellikle büyütülerek sunulur.

Destanların İki Türü:
a. Doğal Destanlar: Doğal destanlar, toplumsal olayları ve kahramanlıkları anlatır. Bu destanların yazarı belli değildir ve genellikle halk ozanları tarafından söylenmiştir. Bu nedenle anonimdirler.

b. Yapay Destanlar: Yapay destanlar, daha yakın zamanlarda yazılmış destanlardır. Yazarı bellidir ve genellikle olağanüstü durumlara daha az yer verilir. Bu tür destanlar daha kontrollü ve planlı bir şekilde oluşturulur.

Destanlar, bir milletin tarihini, kültürünü ve milli kimliğini yansıtan önemli yazı türlerinden biridir. Bu epik öyküler, geçmişteki kahramanlıkları ve ulusal değerleri hatırlatmak için kullanılır ve bir milletin kolektif hafızasının bir parçasıdır.

Ormanda yaşar idi, çok büyük bir gergedan
Yer idi, yaşatmazdı, ne hayvan ne de insan
Basarak sürüleri yer idi hep atları,
Zahmet verir insana alırdı hayatları
Vermedi hiçbir defa insan oğluna aman
Öyle bir canavar ki, işte böyle çok yaman.
Oğuz Kağan derlerdi Alp bir kişi vardı
Avlarım gergedanı, diye o yere vardı.
Kargı, kılıç aldı kalkan ile ok ile
Dedi Gergedan kendisini yok bile!
Ormanda avlanarak, bir geyiği avladı
Söğüt dalıyla onu bir ağaca bağladı

Döndü gitti evine, sabah olmadan önce,
Tanın ağarmasıyla geyiğine dönünce,
Anladı ki gergedan geyiği çoktan yuttu
Geyiğin yerine yeni bir ayı tuttu,
Çıkararak belinden, hanlık altın kuşağı
Ayıyı astı yine o ağaçtan aşağı,
Yine sabah olmuştu, ağarmıştı artık tan,
Geldi baktı ki, ayısını almış gergedan.
Artık bu durum onu can evinden vurmuştu
Ağaca kendi gidip, tam altında durmuştu.
Gergedan geldiğinde, Oğuz’u görüp durdu
Oğuz’un kalkanına gerilip bir baş vurdu!
Kargıyla gergedanın başına vurdu Oğuz
Öldürüp gergedanı kurtardı yurdu Oğuz
Keserek kılıcı ile hemen başını aldı
Döndü, gitti evine iline haber saldı.

Oğuz Kağan Destanı’ndan

 

Yorum gönder

You May Have Missed