Edat-Bağlaç-Ünlem
Edat (İlgeç)
Edat (İlgeç)
Edatlar, tek başlarına anlam taşımayan, kendisinden önceki kelimeyle ilgi kurarak cümle içinde anlam kazanan sözcüklerdir. Dilimizde en sık kullanılan edatlar şunlardır: gibi, kadar, ile, için, dolayı, ötürü, yalnız, ancak, tek, üzere, sanki, -e doğru, -e karşı, beri, göre.
Edatların Özellikleri
- Edatlar tek başlarına anlam taşımazlar, genellikle kendisinden önceki kelimeyle ilişki kurarak cümlenin anlamını tamamlarlar.
- Diğer sözcük türlerinden farklı olarak edatlar genellikle kendilerinden önce gelen kelimeye yönelik olarak kullanılırlar ve onunla anlam ilgisi kurarlar.
- Edatlar, anlam ilgilerine göre farklı anlamlar katabilirler; benzerlik, neden-sonuç ilişkisi, amaç, yön, zaman gibi.
- Edatlar, bazen başka kelimelerle birleşerek sıfat veya zarf görevini de üstlenebilirler.
Başlıca Edatlar ve Anlamları
“İle (-le / -la)” Edatı
“İle” edatı cümleye araç, birliktelik, neden veya durum anlamı kazandırır. Aynı zamanda “-le” veya “-la” şeklinde de yazılabilir.
- Kapıyı anahtarla açtı. (araç)
- İstanbul’a otobüsle gittim. (araç)
- Arkadaşlarıyla sinemaya gitti. (birliktelik)
- Dere taştığı için köy sular altında kaldı. (neden / sebep)
- Gösteriyi ilgiyle izledik. (durum)
“Gibi” Edatı
“Gibi” edatı birlikte kullanıldığı sözcüğe benzetme, tahmin, olasılık veya hız anlamı katar.
- Cennet gibi yurdumuz var. (Benzetme)
- Bugün hava çok sıcak olacak gibi. (Tahmin / olasılık)
- Çığlığı duyduğum gibi içeri daldım. (Hemen yapılma, tezlik)
“İçin” Edatı
Cümle içinde amac ve neden (sebep) başta olmak üzere çeşitli anlam ilgileri kurar.
- Sizi görmek için geldim. (amaç)
- Hasta olduğu için gelemedi. (neden / sebep)
- O adam için deli diyorlar. (hakkında)
- On beş gün için yurt dışına çıkacakmış. (süre)
- Benim için bir oda ayırmışlar. (aitlik)
- Her şey vatan için. (uğrunda, yolunda)
- Bu kadar çalışma için bu para az. (karşılığında)
“Üzere” Edatı
Genellikle “için” edatının yerini tutar ve çeşitli anlam ilgileri kurar.
- Okula gitmek üzere evden çıktı. (amaç)
- Yarın ödemek üzere sana yüz lira veririm. (şartıyla)
- Yasalarda belirtildiği üzere bu bir suçtur. (gibi)
- Paramız bitmek üzere. (yaklaşık, neredeyse)
“Diye” Edatı
Cümleye amac ve neden (sebep) anlamı katar.
- Kilo vereyim diye diyet yapıyorum. (amaç)
- Yağmur yağıyor diye maç iptal edildi. (neden / sebep)
“Kadar” Edatı
Karşılaştırma yoluyla eşitlik, benzerlik, yaklaşıklık gibi ilgiler kurar.
- O da senin kadar çalışkandır. (eşitlik)
- Ay kadar parlak bir yüzü vardı. (benzerlik)
- Bin kadar kitap bastırdı. (yaklaşıklık)
“Yalnız, Bir, Tek, Sadece” Edatları
“Yalnız, bir, tek” kelimeleri diğer edatlardan farklı olarak tek başına da kullanılabilmektedir. “Yalnız, bir, tek” kelimeleri “sadece” anlamında kullanıldıklarında edat olurlar.
- Hayatı boyunca yalnız ailesi için çabaladı. (sadece)
- Yüreğim tek senin için atıyor. (sadece)
- Zor günümde bir o vardı yanımda. (sadece)
- Toplantıya sadece üç kişi katıldı.
Uyarı: “Yalnız” kelimesi isim, sıfat, zarf, bağlaç ve edat olarak kullanılabilen bir kelimedir. Bu yüzden dikkatle incelenmelidir.
- “Yalnız” kelimesi, yerine “sadece” sözcüğünü getirebildiğimiz durumlarda edattır.
- “Yalnız” kelimesi, yerine “ama, fakat” sözcüğünü getirebiliyorsak bağlaçtır.
- “Yanında başkaları bulunmayan, tek başına olan” anlamı taşıyorsa isim, sıfat veya zarf görevinde kullanılmıştır.
- İstanbul’a kadar yalnız onu görmeye geldim. (Edat)
- Fotoğraflar güzel yalnız renkleri biraz soluk. (Bağlaç)
- Ben, doğduğumdan beri yalnızım. (İsim)
- İstanbul’a yalnız bir hayat sürmeye geldim. (Sıfat)
- Oğlu askere gidince kadın yalnız kaldı. (Zarf)
“Ancak” Edatı
Cümleye “sadece, en fazla, en erken, olsa olsa” gibi anlamlar katar.
- Bu soruyu ancak sen çözebilirsin. (sadece)
- Bu araba ancak on bin TL eder. (en fazla, olsa olsa)
- Seni ancak haftaya arayabilirim. (en erken)
Uyarı: “Ancak” kelimesi, yerine “ama, fakat” getirilebiliyorsa bağlaç olur.
- Bu leke ancak çamaşır suyuyla çıkar. (Edat)
- Seninle gelirim ancak fazla kalamam. (Bağlaç)
“Doğru (-e doğru)” Edatı
“-e doğru” şeklinde kullanıldığında edat olur ve yönelme anlamı katar.
- Eve doğru giderken ona rastladım. (yönelme)
- Araba üzerimize doğru geliyor. (yönelme)
- Kuşlar güneşe doğru uçuyorlar. (yönelme)
“Karşı (-e karşı)” Edatı
“-e karşı” şeklinde kullanıldığında edat olur ve çeşitli anlamlar katar.
- Denize karşı oturup çayımızı yudumladık. (yönünde)
- Beşiktaş, Galatasaray’a karşı oynayacak. (rakip olma)
- Bana karşı davranışları değişti. (yönelik)
- Bu söze karşı hiçbir şey diyemedik. (cevap olarak)
- Sabaha karşı eve döndük. (zaman)
“Başka (-den başka)” Edatı
“-den başka” şeklinde kullanıldığında edat olur ve “dışında, hariç” anlamı katar.
- Senden başka arkadaşım yok. (dışında, haricinde)
- Artık kaçmaktan başka çaremiz kalmadı. (dışında, haricinde)
Uyarı: “Doğru”, “karşı” ve “başka” kelimeleri cümle içinde edat dışında isim, sıfat veya zamir görevinde de kullanılabilir.
- Öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizdi. (İsim)
- Başka bir eve taşındık. (İsmi niteliyor ⇒ Sıfat)
- Başkasının bu olaydan haberi olmasın. (Zamir)
“Dolayı / Ötürü (-den dolayı / -den ötürü)” Edatı
Neden Bildiren Edatlar
“Neden bildiren edatlar”, kendilerinden önce gelen sözcükle birleşerek “–den dolayı”, “–den ötürü” şeklinde öbekleşerek kullanılırlar.
- Çalışmadığından ötürü kaybetti. (neden / sebep)
- Sizi görmediğinden dolayı üzülüyordu. (neden / sebep)
“Beri (-den beri)” Edatı
“–den beri” şeklinde kullanıldığında edat olur ve zaman anlamı katar.
- İki günden beri bekliyoruz. (zaman)
- Sabahtan beri çalışıyorum. (zaman)
“Göre” Edatı
“–e göre” şeklinde kullanıldığında edat olur ve karşılaştırma ve görelik anlamı katar.
- Bana göre bu iş olmayacak. (görelik)
- Ona göre bu daha çalışkan. (karşılaştırma)
Lütfen metni anlamını değiştirmeden ve önemli yerleri koruyarak yeniden yazın.
Yorum gönder