ETKİN VATANDAŞLIK
Halka Hizmet Veren Kurumlar
Toplumun sağlık, eğitim, güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için devlet tarafından kurulan resmi kurumlar hayati bir rol oynar. Sağlık ocakları, dispanserler, ana çocuk sağlığı merkezleri, hastaneler, okullar, halk eğitim merkezleri, millî eğitim müdürlükleri, karakollar ve emniyet müdürlükleri gibi kurumlar bu ihtiyaçları karşılayan kurumlardır. Bu kurumlar yasalarla belirlenen görevleri yerine getirirler ve toplumsal düzenin sağlanmasına yardımcı olurlar.
Ulaşım ihtiyacımızı karşılayan kurumlar da önemlidir. T.C. Devlet Demiryolları, Karayolları Genel Müdürlüğü, Devlet Denizyolları ve Limanları İşletme Genel Müdürlüğü, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü gibi kurumlar, ülkemizde ulaşımın sağlanmasında önemli bir rol oynarlar.
Adalet ihtiyacını karşılayan kurumlar da toplumsal düzenin sürdürülmesinde hayati bir rol oynarlar. Yargıtay, Danıştay, Adliyeler, cezaevleri, Adli Tıp Kurumu ve barolar, adalete erişim sağlama ve yasaların uygulanmasını temin etme konusunda önemlidir.
Haberleşme ve iletişim alanında da Sivil Toplum Kuruluşları büyük öneme sahiptir. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, cep telefonu operatörleri, televizyon kanalları ve İnternete bağlanma hizmeti veren firmalar, iletişim ihtiyacımızı karşılamada rol oynarlar.
Ayrıca barınma ihtiyacını karşılamak amacıyla devletimiz Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ) aracılığıyla konutlar inşa eder ve yaşam alanları oluşturur. Huzur evleri ve Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı merkezler de yaşlı insanların bakımı ve öz ailelerinden yoksun büyüyen çocukların ihtiyaçlarını karşılar.
Bu kurumlar, ilgili bakanlıkların denetiminde faaliyet gösterirler ve ülke genelinde hizmet sunarlar. Aynı zamanda gerektiğinde diğer devlet kurumlarıyla iş birliği yaparlar.
Sivil Toplum Kuruluşları
Bazı durumlarda, devletin tüm ihtiyaçları karşılaması mümkün olmayabilir. Bu noktada, insanlar toplumun çeşitli sorunlarına çözüm bulmak ve ihtiyaçlarını karşılamak için bir araya gelerek sivil toplum kuruluşları oluştururlar. Gönüllülük ilkesiyle çalışan bu kuruluşlar, toplumun yararına hizmet etmek amacıyla yardımlaşma, dayanışma ve iş birliği içinde faaliyet gösterirler. Sivil toplum kuruluşları, devletin resmi kurumlarına destek olurken, toplumun çeşitli ihtiyaçlarını karşılamada da önemli bir role sahiptirler.
Sivil toplum kuruluşlarının belirgin özellikleri şunlardır:
- Gönüllülük esasına göre hareket ederler ve çalışanları herhangi bir maddi kazanç sağlamazlar.
- Masraflarını, üyelerin bağışlarıyla karşılarlar.
- Yardımlaşma ve dayanışma, birlik ve beraberlik duyguları kuruluşların temelini oluşturur.
- Amacı, toplumun sorunlarına çözüm bulmak ve topluma hizmet etmektir.
- Yasalar çerçevesinde çalışmalarını sürdürürler.
- Devletin yükünü hafifletmeye yönelik çalışmalar yaparlar.
- Maddi kazanç amaçları taşımadan, toplumsal fayda sağlamaya odaklanırlar.
Ülkemizde çeşitli alanlarda faaliyet gösteren çok sayıda sivil toplum kuruluşu vardır. Şimdi bunlardan bazılarının faaliyetlerini inceleyelim.



YAŞADIĞIM YERİN YÖNETİMİ
Devlet, toprak bütünlüğüne bağlı olarak siyasal olarak örgütlenmiş millet veya milletler topluluğunun oluşturduğu bir yapıdır. Vatandaşların devletin sunduğu hizmetlerden daha etkin bir şekilde yararlanabilmesi için çeşitli yönetim birimleri oluşturulmuştur. Ülkemizde yönetim, merkezî yönetim, merkeze bağlı yönetim ve yerel yönetimler şeklinde üç düzeyde gerçekleşir.
Merkezî Yönetim
Ülkemizin yönetiminde etkili olan kurumlar Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar Kurulu’dur. Yaşadığımız yerleşim birimindeki yetkililer, merkezî yönetime karşı sorumludur. Cumhurbaşkanı ve bakanlar, ülke yönetimiyle ilgili önemli kararları alırlar. Bu karar alma sürecinde farklı kurullar da yardımcı olmaktadır. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği ve Devlet Denetleme Kurulu, Cumhurbaşkanına karar alma sürecinde destek sağlayan kurumlardır.
Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanı ve bakanlardan oluşur. Cumhurbaşkanı, bakanlıklar arasında iş birliği yapılmasında ve hükümet politikalarının belirlenmesinde etkili bir rol oynar. Bakanlar, görevlerini yerine getirirken bireysel olarak sorumluluk alanlarıyla ilgili kararlar alabileceği gibi Bakanlar Kurulu olarak da toplanarak ülke yönetimiyle ilgili kararlar alabilirler. Merkezî yönetime ve bakanlara destek olmak, görüş bildirmek ve denetim yapmak gibi amaçlarla ülkemizde farklı konularda çeşitli kurullar bulunmaktadır.
Aşağıda bu kurullara örnekler verilmiştir:
- Millî Güvenlik Kurulu, millî güvenlikle ilgili konularda tavsiye niteliğinde kararlar alır ve bu kararları Bakanlar Kuruluna bildirir.
- Danıştay, idari mahkemelerce verilen karar ve hükümlerin son inceleme merciidir.
- Sayıştay, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu gelir ve giderlerini denetler, genel bütçeyle ilgili nihai kararı verir.
Merkeze Bağlı Yönetim
Ülkemizde yönetim merkezi olarak başkent Ankara kullanılmaktadır. Ancak ülkemizin coğrafi büyüklüğü nedeniyle tüm yönetim birimlerinin merkezden yönetilmesi mümkün olmamaktadır. Merkezî yönetim, kamu hizmetlerinin vatandaşlara daha etkin bir şekilde ulaştırılması ve toplumsal ihtiyaçların daha iyi karşılanabilmesi amacıyla il ve ilçe gibi yönetim birimleri oluşturmuştur.
İl Yönetimi
Merkeze bağlı en büyük yönetim birimi il olarak adlandırılır. İller, valiler tarafından yönetilir. Vali, merkezî yönetimin ildeki temsilcisidir. Valiler, atama yoluyla göreve gelirler. İçişleri Bakanlığı’na bağlı olarak çalışsalar da tüm bakanlıklara karşı sorumludur.
Valilerin temel görevleri şunlardır:
◗ Valiliğe bağlı memurları denetlemek
◗ İldeki güvenliği sağlamak, bunun için gerekli önlemleri almak
◗ İl sınırları içinde kanunları ve bakanlıklardan gelen emirleri uygulamak
◗ İlin eğitim, kültür, ulaşım, sanayi gibi alanlarda gelişip kalkınmasını sağlamak
◗ İlde bulunan vatandaşların yönetimle ilgili istek ve şikayetlerini dinlemek
◗ Millî bayramlara merkezî yönetimi temsilen katılmak, halkın bayramını kutlamak
◗ Kendisine bağlı kurum ve kuruluşlar arasında iş birliği sağlamak
İlçe Yönetimi
İlçeler, il yönetimine bağlı yönetim birimleridir. Kaymakam tarafından yönetilir. Kaymakam, merkezî yönetimin ilçedeki temsilcisidir. Kaymakamlar, valiye bağlı olarak görev yaparlar. Kaymakamlar da valiler gibi atama yoluyla iş başına gelirler.
Kaymakamların temel görevleri aşağıda sıralanmıştır:
- İlçe sınırları içerisinde kanunları ve Bakanlar Kurulunun kararlarını uygulamak.
- İlçedeki resmî kurum ve kuruluşların çalışmalarını takip etmek.
- İlçedeki vatandaşların istek ve şikayetlerini dinlemek.
- İlçedeki vatandaşların ihtiyaçlarını tespit ederek eksikliklerin giderilmesi için gerekli çalışmaları yapmak.
- İlçenin eğitim, kültür, ulaşım, sanayi gibi alanlarda gelişip kalkınmasını sağlamak.
Vali ve kaymakamlar gerekli durumlarda kanunun kendilerine verdiği yetkileri kullanarak tek başlarına da karar alabilirler. Örneğin, hava koşullarının insanların yaşamını olumsuz etkilemesi durumunda öğrencilerin mağdur olmaması için kaymakamlar ilçe, valiler ise il genelinde okulları bir süre tatil edebilirler.
İl ve İlçe Yönetim Müdürlükleri
Ülkemizdeki il ve ilçelerde, bakanlıklara bağlı olarak ihtiyaca göre il ve ilçe birimleri kurulur. Bu kurumlar il ve ilçe müdürlükleri olarak adlandırılır. İl müdürlükleri valilere karşı, ilçe müdürlükleri ise kaymakamlar ve valilere karşı sorumluluk taşırlar.
İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan uzmanlar, konularında aktif olarak görev alır ve yönetimde yardımcı olurlar. Örneğin, İl Millî Eğitim Müdürleri ildeki eğitim faaliyetlerinin aksamadan yürütülmesinden sorumludur.
Valiler, illerde bulunan valilik binalarında, kaymakamlar ise ilçelerdeki kaymakamlık binalarında görev yaparlar.

Yerel Yönetimler
İl, ilçe ve köylerde çöp toplama, sokak temizliği, yol bakımı ve onarımı, su temini gibi hizmetleri sunmak amacıyla kurulan yönetim birimlerine yerel yönetim denir. Belediyeler ve muhtarlıklar yerel yönetimlere örnektir.
Belediyeler, yaşadığımız yerleşim birimindeki kamu hizmetlerini karşılamak amacıyla kurulmuş yerel yönetim birimleridir. Belediye başkanı, belediyenin başında bulunan kişidir ve kamu hizmetlerinin yönetiminden sorumludur. Belediye başkanları, il, ilçe veya belde belediye binalarında görev yaparlar. Belediye başkanları seçimle göreve gelirler.
Belediyelerin temel görevleri aşağıdaki gibidir:
- Vatandaşların nikah ve cenaze işlerini yerine getirmek.
- Evsel atıkları toplamak, cadde ve sokakların temizliğini yapmak.
- İtfaiye ve zabıta hizmetlerini sunmak.
- Pazar yerleri açmak.
- Su dağıtımı, kanalizasyon, yolların bakım ve onarımı, doğal gaz dağıtımı gibi altyapı hizmetlerini sağlamak.
- İl ve ilçe merkezlerinde ulaşım hizmetleri sağlamak.
- Kültür, spor ve tiyatro gibi alanlarda vatandaşlara hizmet sunmak.
Belediyelerin karar organları belediye meclisi ve belediye encümenidir. Belediye bütçesinin oluşturulması, vergi ve harç miktarlarının belirlenmesi belediye meclisinde karara bağlanır. Belediye encümeni ise bütçe ve hesapları inceler, kimi mal ve hizmetlerin fiyatlarını saptar. Örneğin, belediye otobüslerinin ücretlerinin ne kadar olacağı bu kurulun alacağı karar sonucunda belirlenir.
Köy ve Mahalle Yönetimi
Nüfusu 2000’den az olan yerleşim yerlerine köy denir. Ülkemizde bulunan en küçük yönetim birimi köydür. Köy yönetiminin başında muhtar bulunur. Muhtarlar seçimle iş başına gelir. Köy muhtarlığı seçimlerinde köyde yaşayan vatandaşlar oy kullanır.
Köy muhtarlarının görevlerinden bazıları şunlardır:
- Salgın ve bulaşıcı hastalık durumunda yetkililere haber vermek.
- Köye gelenlerin neden geldiklerini anlamak, aralarında şüpheli olanlar varsa en yakın güvenlik birimine haber vermek.
- Sağlık, eğitim, ulaşım ihtiyaçlarında merkeze bağlı yönetim ile halk arasında bağ kurmak.
- Halk ile merkeze bağlı yönetim arasındaki evrak işlerini düzenlemek.
İhtiyar meclisi, muhtarın başkanlığında kararlar alan ve köyle ilgili işlerin yürütülmesini denetleyen kuruldur. Haftada en az bir kere toplanan ihtiyar meclisi köydeki işlerin önceliğini saptar, ortak işleri düzenler ve aylık köy harcamalarını inceler.
Mahalle muhtarları ise mahallelerin yönetimini üstlenir ve mahalle halkının ihtiyaçlarını karşılamak için çalışır. Seçmen kâğıtlarının dağıtılması, askerlikle ilgili tebligatların yapılması gibi görevler de mahalle muhtarlarının sorumlulukları arasındadır.
Temel Hak ve Özgürlüklerimiz
Temel Hak ve Özgürlük İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne göre, insanların başka insanların özgürlüğünü kısıtlamadan dilediğini yapabilmesi hak ve özgürlük olarak tanımlanmıştır. Kişilerin sahip olduğu haklar, başka insanların özgürlüklerine zarar vermeyecek biçimde düzenlenerek güvence altına alınmıştır. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde tüm insanlar eşit hak ve özgürlüklere sahiptir. Eşitlik, dinî inançları, dili, cinsiyeti, siyasi düşüncesi ve benzeri özellikleri nedeniyle ayrım gözetilmeksizin herkesin yasalar önünde eşit haklara sahip olmasıdır. Yasalar önünde eşit hak ve özgürlüklere sahip bireyler, başka bireylerin hak ve özgürlüklerine zarar veremez. Hiç kimse yasalara aykırı hareket edemez.
Hak ve özgürlükler, ülkelerin anayasalarında “Temel Haklar” olarak yer almış ve güvence altına alınmıştır. Temel hakların korunmasında devletin ve bireylerin önemli görev ve sorumlulukları vardır.
Temel Haklar:
- Konut dokunulmazlığı
- Özel yaşamın gizliliği
- Sağlık hakkı
- Eğitim hakkı
- Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
- Haberleşme özgürlüğü
- Yerleşme ve seyahat özgürlüğü
- Yaşama hakkı
- Kişi dokunulmazlığı hakkı
- Din ve vicdan özgürlüğü
- Düşünce özgürlüğü
Temel hak ve özgürlükler, savaş hâli, seferberlik hâli, sıkıyönetim hâli ve olağanüstü hâllerde kısmen ya da tamamen durdurulabilir.
Yaşama Hakkı ve Kişi Dokunulmazlığı Hakkı
Yaşama hakkı, insanların en doğal ve temel hakkıdır. Savaş hâllerinde ve olağanüstü hâllerde bile yaşama hakkının korunması önceliklidir. Kişi dokunulmazlığı hakkı, bireylerin maddi ve manevi varlıklarının korunması hakkını ifade eder.
Din ve Vicdan Özgürlüğü
Laiklik ilkesinin benimsendiği demokratik ülkelerde, her bireyin din ve vicdan özgürlüğü vardır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 24. maddesinde “Kimse; ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.” hükmü yer almaktadır.
Düşünce Özgürlüğü
Demokrasi ile yönetilen toplumlarda, bireylerin düşünce özgürlüğü vardır. Bu nedenle herkes özgürce düşünebilir ve düşüncelerini açıkça ifade edebilir. Anayasamız, düşünce ve düşüncelerin ifade özgürlüğünün sınırlanabileceği bazı durumları tanımaktadır. Bu durumlar arasında suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, devlet sırlarının açıklanması, başka kişilerin özel hayatları ve meslekleri ile ilgili bilgilerin ifşası gibi durumlar yer alır.
Ulusal Egemenlik ve Bağımsızlık Sembollerimiz
Bağımsızlık ve ulusal egemenlik, milletimiz için en değerli kavramlardan biridir. Bağımsız olmak, bir milletin kendi topraklarında herhangi bir dış gücün etkisi altında olmadan özgürce yaşayabilmesidir. Millî egemenlik ise halkın kendi kendini yönetme yetkisini elinde bulundurmasıdır. Bayrağımız ve İstiklâl Marşı da bağımsızlığımızı ve ulusal egemenliğimizi simgeleyen en önemli sembollerden bireridir.
Bayrağımız
Bayrak, devletlerin bağımsızlık sembollerinin en önemlisidir. Ülkemizin bayrağı, 29 Mayıs 1936 tarihinde kabul edilen Türk Bayrağı Kanunu ile resmi olarak belirlenmiştir. 22 Eylül 1983 tarihli kanunla bayrağımızın ölçüleri ve kullanımı detaylı olarak düzenlenmiştir. Bayrağımız, ulusal ve uluslararası etkinliklerde gururla göndere çekilir ve tüm kurum ve kuruluşlarda dalgalandırılır. Aynı zamanda bayrağımızın anlam ve önemini ifade eden eserler de yazılır.
İstiklal Marşı
Benzer şekilde İstiklal Marşı, bayrağımız gibi bağımsızlık sembollerimizden biridir. Mehmet Akif Bey tarafından yazılmış olan İstiklal Marşı, Kurtuluş Savaşı yıllarında halkın millî duygularını harekete geçirmek ve moralini yükseltmek amacıyla Büyük Millet Meclisi’nin talebi üzerine oluşturulmuştur. Milletvekillerinin büyük beğenisini kazanan bu şiir, 12 Mart 1921 tarihinde “millî marş” olarak resmi olarak kabul edilmiştir. Günümüzde okuduğumuz şekliyle İstiklal Marşı’nın ilk iki kıtası, Zeki Üngör tarafından bestelenmiştir.
Yorum gönder