SÖZCÜK ANLAM
6. Sınıf Türkçe Sözcükte Anlam
SÖZCÜK ANLAMI
Anlam taşıyan en küçük ses birliğine “sözcük” denir. Sözcükler, cümleleri oluşturan temel birimlerdir. Sözcükler tek başlarına anlamlı olabileceği gibi, cümle içinde de anlam kazanırlar ve bu nedenle farklı bağlamlarda farklı anlamlar taşıyabilirler. Şimdi bu anlamları inceleyelim.
GERÇEK VE MECAZ ANLAM
Gerçek anlam, bir sözcüğün temel ve ilk akla gelen anlamıdır.
Örneğin, “ince” sözcüğünü ele alalım. Gerçek anlamı olarak nesnelerin eni ile ilgili olan bu sözcük, “Üzerinde ince bir gömlek vardı.” cümlesinde gerçek anlamıyla kullanılmıştır.
Ancak “Yaşlı kadına yer vermen ince bir davranıştı.” cümlesinde, “ince” sözcüğü gerçek anlamından ayrılarak yeni bir anlam kazanmıştır. Bu tür kullanımlar mecaz anlamı temsil eder. Bu cümlede “ince” sözcüğü “nazik, düşünceli” anlamında kullanılmıştır.
TERİM ANLAM
Herhangi bir bilim, sanat veya meslek dalıyla ilgili özel bir kavramı ifade eden sözcüklere “terim” denir.
Matematikte kullanılan “açı,” “üçgen,” “karekök”…
Edebiyatta kullanılan “öykü,” “ölçü,” “kafiye,” “dize”…
Sosyal bilgilerde kullanılan “iklim,” “ölçek,” “eş yükselti”…
Fen bilgisinde kullanılan “hücre,” “soymuk boruları,” “sindirim sistemi,” “sinir” sözcükleri terimdir. Çünkü bu sözcükler, belirli bir alanda özel bir anlam taşıyan kavramları ifade ederler.
SOMUT VE SOYUT ANLAM
Sözcükler, hem varlıkları hem de soyut kavramları ifade eder. Varlıklar, maddeler olarak algılanabilir ve duyusal deneyimlerle algılanabilirler.
Duyu organlarımızla algıladığımız sözcüklere somut anlam taşıyan sözcükler denir. Örneğin, “ağaç, insan, dağ, kalem, bulut” gibi sözcükler somut anlam taşıyan sözcüklerdir. Ancak soyut kavramlar, duyusal deneyimlerle algılanamazlar. “Üzüntü, sevgi, hayal, rüya, özlem, kin, akıl” gibi sözcükler duyularla algılanamayan soyut anlam taşıyan sözcüklerdir.
EŞ ANLAM
Aynı anlamı taşıyan farklı sözcüklere eş anlam taşıyan sözcükler denir. Örnekler: Ayakkabı – Kundura, Siyah – Kara, Rehber – Kılavuz…
Yukarıdaki sözcükler farklı yazılışlara sahip olsa da aynı varlığı ya da kavramı ifade ettiğinden dolayı eş anlam taşıyan sözcüklerdir.
KARŞIT (ZIT) ANLAM
Birbirinin zıttı olan kavramları ifade eden sözcüklere karşıt anlam taşıyan sözcükler denir.
Karşıt anlam taşıyan sözcükler, iki zıt noktayı ifade eder.
Güzel – çirkin, Sevmek – nefret etmek, Gece – gündüz…
NOT 1: Her sözcüğün bir karşıt anlamı olmadığını da unutmayalım. Örneğin, “su, aramak, yeşil…” gibi sözcüklerin karşıt anlamlıları yoktur.
NOT 2: Bir kelimenin olumsuzu, onun zıt anlamı olmak zorunda değildir. Örneğin, “mutlu” kelimesinin zıt anlamı “mutsuz” değil, “üzgün” olarak kabul edilir.
DEYİM
Birden fazla sözcükten meydana gelen, sözcüklerden en az birisinin mecaz anlamıyla kullanıldığı söz öbeklerine deyim denir. Deyimlerin en önemli özelliklerinden biri en az iki sözcükten oluşmalarıdır.
“Dikmek” sözcüğü tek başına deyim oluşturmaz. Deyimi oluşturması için bir başka sözcükle birleştirilmesi gerekir. Örneğin “göz” sözcüğü ile birleştiğinde “göz dikmek” deyimi oluşur ki, bu da bir deyimdir. Bu noktada “dikmek” sözcüğünün gerçek anlamı kaybolmuştur.
Deyimlerin bir diğer önemli özelliği kalıplaşmış ifadeler olmalarıdır. Deyimi oluşturan sözcükler kendi anlamlarından uzaklaşmıştır. “Dil uzatmak” veya “Küplere binmek” gibi deyimler, artık orijinal anlamlarını yitirmiş ve mecaz anlamlar kazanmış kalıplaşmış ifadelerdir.
SESTEŞ (EŞ SESLİ) SÖZCÜKLER
Yazılışları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere sesteş sözcükler denir.
“Su gelir güldür güldür Gel de yâr beni güldür.”
Yukarıdaki dizede “güldür” sözcüğü yazım olarak aynıdır, ancak farklı anlamlara gelir. Birinci dizede akan suyun çıkardığı sesi ifade ederken, ikinci dizede güldürmek eylemini ifade eder.
“Bu yüz bana yabancı gelmedi.”
“Ben her şeyi bilemem ki.”
“Bu çay yazın kurur.” cümlelerindeki altı çizili sözcüklerin sesteşi bulunmaktadır.
DOLAYLAMA
Bir sözcüğü birden fazla sözcükle ifade etmeye dolaylama denir. Dolaylamaların temelinde toplumun benimsemesi yatar.
Örneğin, “aslan” için “ormanların kralı” ifadesini kullanırız. Bu ifade toplum arasında kabul görmüş ve benimsenmiş bir ifadedir.
Kaleci: File bekçisi
Turizm: Bacasız sanayi
Kömür: Kara elmas…
Ege’nin incisi: İzmir
Efeler şehri: Aydın
YANSIMA SÖZCÜKLER
Doğada duyulan seslerin taklit edilmesiyle oluşan sözcüklere yansıma denir.
“Suyun şırıltısı insanı dinlendirir.”
“Kedinin acı miyavlaması ile uyandım.”
“Şu cızırtıyı durdurun artık.” cümlelerindeki altı çizili sözcükler birer yansımadır. Çünkü bu sesleri biz doğada duyuyoruz.
NOT: Sesle ilgili olan kelimeler yansıma değildir. Örneğin: parıltı, ışıltı gibi.
İKİLEME
Sözün anlamını pekiştirmek, onu zenginleştirmek ya da değişik anlam ilgileri oluşturmak için iki sözün bir araya getirilmesiyle oluşan söz öbeklerine ikileme denir.
İkilemeler aynı sözcüğün tekrarıyla,
yakın anlamlı sözcüklerin tekrarıyla,
karşıt anlamlı sözcüklerin tekrarıyla,
biri anlamlı biri anlamsız sözcüklerle
ikisi de anlamsız sözcüklerle yapılabilir.
“Adam acı acı güldü.” cümlesinde ikileme aynı sözcüğün tekrarı ile,
“Yalan yanlış sözlerle bizi oyalamışlardı.” cümlesinde yakın anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile,
“Gece gündüz çalışıyordu.” cümlesinde karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanılması ile,
“Lütfen saçma sapan konuşma.” cümlesinde ikileme biri anlamlı, biri anlamsız sözcüklerin birlikte kullanılması ile oluşmuştur.
“Onu görünce allak bullak oldum.” Cümlesinde ikileme ikisi de anlamsız sözcükten oluşmuştur.
AD AKTARMASI
Benzetme ilgisi kurmadan bir sözün, başka bir sözün yerine kullanılmasına ad aktarması denir.
“Seni şirketten aradılar.” cümlesinde “şirket” sözcüğünde ad aktarması vardır. Burada şirkette görevli birinin, örneğin sekreterin araması söz konusudur. Ama cümlede “şirketten” sözü ile genel söylenip, özel anlam anlatılmak istenmiştir.
“Ben ortaokulda Akif’i çok okudum.” cümlesinde “Akif” sözü ile Mehmet Akif’in şiirleri kastedilmiştir.
“Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.” cümlesinde “sınıf” sözcüğünde ad aktarması vardır. Bu cümlede “sınıf” ile anlatılmak isten “öğrenciler”dir. Dış söylenerek iç kastedilmiştir.
“Batı teknolojide bizden ileridir.”
“Türkiye sizinle gurur duyuyor.”
“Soba yanınca oda ısındı.” cümlelerindeki altı çizili sözcüklerde ad aktarması söz konusudur.
Yorum gönder