TOURISM

 

ÜNİTE 7 – TOURISM

KONU ANLATIMI

PRESENT PERFECT TENSE (Talking about experiences)

Bu ünitede, geçmişteki deneyimlerimizi anlatırken kullanacağımız bu zaman kalıbını öğreneceğiz. Bu zaman kalıbının kuralı, “have/has” yardımcı fiili ile fiilin üçüncü hâlini kullanmaktır. Özellikle bu konu içinde vurgulayacağımız kalıp, “have you ever…” kalıbıdır.

“Have you ever…” kalıbı ne anlama gelir ve hangi durumlarda kullanılır?

Bu kalıbı, hayatımızda yaptığımız şeylerden bahsederken kullanırız. Karşı tarafa, “Sen hayatında hiç şunu yaptın mı?” veya “Sen hayatında hiç bunu yaptın mı?” gibi bir soru sormak için kullanılır. Bu kalıp ile karşınızdakine şimdiye kadar hiç, herhangi bir zamanda belirli bir eylemi yapmış olup olmadığını sorabilirsiniz. Örneklerle daha iyi anlaşılacaktır.

Örnekler:

  • Have you ever been to İstanbul? (Sen hiç İstanbul’a gittin mi?)
    • Evet, gittim. / Hayır, gitmedim.
  • Have you ever seen a historic place? (Sen hiç tarihi bir yeri gördün mü?)
    • Evet, gördüm. / Hayır, görmedim.
  • Have you ever stayed in a tent? (Sen hiç çadırda kaldın mı?)
    • Evet, kaldım. / Hayır, kalmadım.
  • Have you ever met a famous person? (Sen hiç ünlü biriyle tanıştın mı?)
    • Evet, tanıştım. / Hayır, tanışmadım.
POSITIVE (+) NEGATIVE (-)

QUESTION FORM (?)

I have eaten meat.

 

You have eaten meat.

We have eaten meat.

They have eaten meat.

 

He has eaten meat.

She has eaten meat.

It has eaten meat.

I have not eaten meat.

 

You have not eaten meat.

We have not eaten meat.

They have not eaten meat.

 

He has not eaten meat.

She has not eaten meat.

It has not eaten meat.

Have I eaten meat?

 

Have you eaten meat?

Have we eaten meat?

Have they eaten meat?

 

Has he eaten meat?

Has she eaten meat?

Has it eaten meat?

 

Subject + have/has + V3 . –> Positive

Subject + haven’t/hasn’t + V3 . –> Negative

Have/Has + Subject + V3 ? –> Question Form

 

Giving Explanations / Reasons

I think …

I guess …

I suppose …

I believe …

In my opinion, …

To me, …

 

Examples:

I think it is fascinating. (“Büyüleyici olduğunu düşünüyorum” ya da “bence o büyüleyici”.)

I guess Rize is greener than Muğla. (“Rize’nin Muğla’dan daha yeşil olduğunu tahmin ediyorum” ya da “sanırım Rize Muğla’dan daha yeşil”.)

In my opinion, you can have more fun there. (Bence/benim fikrim; sen orada daha çok eğlenirsin.)

 

Yorum gönder

You May Have Missed